Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası (ÇTSO) Eylül ayı olağan Meclis toplantısı koronavirüs tedbirleri kapsamında video konferans yöntemiyle yapıldı. ÇTSO Başkanı Selçuk Semizoğlu toplantıda yaptığı konuşmada, pandeminin, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de gündemdeki yerini sağlamlaştırarak koruduğuna dikkat çekerek; “81 ile gönderilen genelge ile tekrar bazı kısıtlamalar getirildi. Ülke olarak başarı ile sürdürülen bu mücadeleye birey olarak destek vermek boynumuzun borcudur. Tedbirlere ısrarla uymamak ise bu saatten sonra artık hainlik ile eş değerdir” dedi.
 
Meclis açılış konuşmasını yapan Osman Okyay; “Küresel Covid-19 salgını, giderek bütün dünyanın yaşam biçimini, alışkanlıkları ve yerleşik düzeni sarsan büyük bir stres testine dönüştü. Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere, dünyaya refah getirmek üzere kurulan küresel örgütlerin işlevlerinin son derece zayıfladığı çok net olarak gün yüzüne çıktı. Duyarlı ve sorumlu liderliğin mumla arandığı, ayrışmanın ve cepheleşmenin hız kazandığı, adı konmamış bir soğuk savaşa doğru gittiğimiz zor bir dönemden geçiyoruz. Aradan 9 ay geçmesine rağmen aşı konusunda ikna edici bir seviyeye gelinememesi, güven bunalımını küresel ölçekte derinleştirdi. İnsanlık tarihinin en düşük faiz oranları, hatta negatif faizler devrede olduğu halde ekonomilerde dramatik küçülmeler yaşanıyor. Yılın ikinci çeyreğinde OECD bölgesinde ekonomi, tarihin en sert küçülmesini yaşadı ve yüzde 9.8 daraldı.
 
Japonya’da ikinci dünya savaşından bu yana en sert düşüş yaşandı. En büyük pazarımız olan Euro bölgesinde küçülme yüzde 12.1 oldu. Euro bölgesinde bu yıl ekonominin yüzde 8.7 küçüleceği tahmin ediliyor. Ülkemiz ekonomisi iyi başladığı ilk çeyreğin ardından ikinci çeyrekte yüzde 9.9 daraldı. Ancak geçen Meclis’te de ifade ettiğim üzere, Haziran ayıyla birlikte, istediğimiz düzeyde olmasa da ekonomide bir toparlanma başladı. Bu dönemde petrol fiyatlarının düşük seyri ve Karadeniz’de bulduğumuz gaz rezervinin yarattığı olumlu hava da bu trende destek veriyor. Elbette çok zor bir yıl yaşıyoruz ama doğrusu en kötünün geride kaldığına dair bir beklentinin de güçlendiğini görüyoruz. Umudumuz, 2021 yılına salgının hasarını gidermiş olarak girmek ve sonrasında sürdürülebilir büyümeyi yakalamak. Ekonomi yönetiminin öncelediği, cari açık yaratan bir sistemden cari fazla veren bir anlayışa doğru eksen değiştirme hedefinin ülkemiz için çok değerli bir hedef olduğunu düşünüyorum. Türkiye’nin 2023’e doğru ilerlerken, açık verdiği tüm alanlarda kalıcı iyileştirme sağlaması hayati önemde. Bu önemli açıklardan biri, teknoloji açığı. Teknoloji açığının ve bu açığı yaratan katılıkların, büyük problemlerimizden biri olduğunu düşünüyorum. Yüksek teknoloji ürünlerin sanayi üretim ve ihracatımızdaki payı ne yazık ki yüzde 5’i bulmuyor. 2013-2018 yılları arasındaki beş yılda yüksek teknoloji dış ticaret açığımız 107 milyar dolar. Bunu değiştirmemiz lazım. Kıymetli Meclis üyeleri, Bakın, bu noktada Amerika başta olmak üzere gelişmiş ülkelerde çok tartışılan bir konuyu dikkatinize sunmak isterim. Sayıları gittikçe artan uzmanlar, dünya ekonomisinde toparlanmanın K şeklinde süreceğini söylüyor. Gözünüzün önüne k harfini getirin. K’nin yukarıya giden uzantısı teknoloji şirketlerini, aşağıya giden uzantısı reel ekonomiyi simgeliyor. Korona sürecinde reel ekonomiyi temsil eden şirketlerin değeri dibe vururken teknoloji şirketleri katlanarak büyüdü ve beklentiler, bu trendin hızlanarak süreceği yönünde. K şeklinde büyüme ne yazık ki teknolojiye yatırım yapmayanların arkada bırakıldığı bir dönemi simgeliyor. Salgınla birlikte tüm dünyada teknoloji yatırımlarının hızla öne çekildiğini görüyoruz. Çünkü bu artık bir ihtiyaç değil, zaruret haline geldi. Koronadan önce bu yıl Türkiye’de e-ticaret hacminin yüzde 40 büyüyeceği tahmin edilirken bu beklenti, tüketimdeki daralmaya rağmen yüzde 100’ün üzerinde çıktı. Bugünün dünyasında işinin gerektirdiği teknolojiye yatırım yapmayanların durumu, yel değirmeniyle savaşan Don Kişot’tan farklı değil. Üstelik salgının yarattığı hasarla mücadele için açıklanan ve yıl sonuna kadar 20 trilyon doları bulması beklenen toparlanma paketlerinin ortaya çıkardığı kaynak bolluğunun, gelecekte finansal piyasalar kanalıyla teknoloji şirketlerine akacağına dair güçlü bir beklenti var. Hepimizin işlerimize bu gözle bakmamızın şart olduğuna inanıyorum” dedi.
 
“BU KİTLE ÖZELLİKLE MERKEZ İLÇEDE BİRÇOK ÜYEMİZİ İHTİVA EDİYOR”
Yönetim Kurulu adına konuşan Başkan Selçuk Semizoğlu ise pandeminin, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de gündemdeki yerini sağlamlaştırarak koruduğuna dikkat çekerek şu cümleleri kurdu; “Covid19, Mart ayından beri en önemli bir risk faktörü olarak ekonomik faaliyetlerimizden sosyal yaşantımıza kadar tüm hayatımıza etkilerini sürdürüyor. İş dünyası olarak bir yandan sağlığımızı korumaya çalışıp bir yandan da işlerimizi tedbirlerle sürdürmeye çalışırken bu sürecin etkilerini de en aza indirmek için ayrı bir çaba gösteriyoruz. Moral ve motivasyonumuzu güçlü tutmaya çalışıyoruz. Türk iş alemi krizlere alışıktır ve güçlüdür ancak belirsizliği sevmez. Belirsizliğin ortadan kalkması da tedbirlere ne kadar uyduğumuza bağlı. Ne yazık ki, normalleşme süreci ile birlikte tedbirlerden uzaklaştık ve onca emeğe, özellikle sağlık çalışanlarımızın çabalarına saygı göstermediğimizi düşünüyorum. En güncel bir örnek ile daha önce 05 Ekim’de açılacağı ve eğitimin % 40 uzaktan, % 60 yüz yüze yapılacağı açıklanan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitemizde dün yapılan Senato toplantısında güz döneminin tamamen uzaktan eğitim ile yapılması kararlaştırıldı. Bu karar; 50 bine yakın üniversite öğrencisinin Çanakkale’ye gelmeyeceği, öğrenci yurtlarında kalmayacağı, kırtasiyeciye gitmeyeceği, mahallesindeki bakkaldan alışveriş yapmayacağı, restoran veya kafeye gitmeyeceği, ev tutup eşya almayacağı anlamına da geliyor. Tedbirsizliğin ve dikkatsizliğin, ne büyük bir kitleyi olumsuz etkilediğini hep birlikte oturup düşünmemiz gerekiyor ki, bu kitle de özellikle merkez ilçede birçok üyemizi ihtiva ediyor. Belediye Meclis Üyesinde de covid 19 pozitif çıktığını ve Meclis üyelerinin karantinaya alındığını öğrendik. Hasta olan arkadaşımıza ve tüm Meclis üyelerine, Belediye yetkililerine ve basın mensuplarına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum. Allah acil şifalar versin. Gördüğümüz gibi covid 19 artık çok yakınımızda. Lütfen dikkat edelim. Pandeminin gölgesinde, ülkemizde güzel gelişmeler de oluyor. Karadeniz’de bulunan 320 milyar metreküp doğalgaz rezervi müjdesi ile inşallah enerji ihtiyacımızı yerli ve milli kaynaklardan sağlayacağız. En çok morale ihtiyacımız olan bu dönemde Sayın Cumhurbaşkanımızın bu müjdesinin hepimizi motive ettiğine inanıyorum. Cari açığımızı değil, cari fazlamızı konuşacağımız bir Türkiye’nin uzakta olmadığına olan inancımız artmıştır. Vatanımıza ve Milletimize hayırlı olsun. Çanakkale bu süreçte özellikle yerli turistin en çok tercih ettiği şehirlerden oldu. Özellikle büyük şehirlerden gelen nitelikli turist olarak adlandırdığımız kişiler için cazibe merkezi haline geldi. Sürecin sektöre yansıyan olumsuz etkilerinin kısmen atlatıldığını düşünüyor ve devamını diliyoruz. 81 ile gönderilen genelge ile tekrar bazı kısıtlamalar getirildi. Ülke olarak başarı ile sürdürülen bu mücadeleye birey olarak destek vermek boynumuzun borcudur. Tedbirlere ısrarla uymamak ise bu saatten sonra artık hainlik ile eş değerdir. Sayın Bakanımızın dediği gibi; ‘Virüse karşı gücümüz birlikte tedbir’. Sağlığımız, sevdiklerimiz için bu tedbirlere uymaktan başka çaremiz yok.”
 
“BENİM ŞAHSİ KANAATİMCE İKİNCİ DALGA BAŞLADI”
Eylül ayı olağan Meclis toplantısında Genel Sekreter Sema Sandal tarafından, yaklaşık 1.500’ü aşkın üyenin katılımıyla gerçekleştirilen “ÇTSO Covid-19 Üye Talep ve Öneri Anketi” sonuçları Meclis üyeleri ile paylaşıldı. ÇTSO Eylül ayı olağan Meclis toplantısında gündemde yer alan konuşmaların ardından, Genel Sekreter Sema Sandal tarafından Hesap İnceleme Komisyonu’nun 2020 Ağustos ayı mizanı ile ilgili raporunun okunması ve 2020 Temmuz ayı mizanının tetkik ve onayı ile Azami Fiyat Tarife tarifeleri görüşüldü. Gündeme gelebilecek konularda tekrar söz alan Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Semizoğlu; “Çanakkale 18 Mart Üniversitemizin ilk döneminin uzaktan eğitimle gerçekleştirilecek olması başta hizmet sektörü olmak üzere, eğitimle ilişkili faaliyet gösteren birçok sektörümüzü olumsuz etkileyecek. Yılsonuna doğru bazı kredilerin geri ödeme dönemleri ile ertelenen vergi ödemeleri başlayacak. Eğitim ve hizmet sektörünün çok hızlı bir şekilde mücbir sebep kapsamına dahil edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Koronavirüs için çok yakınımızdaki insanların isimlerini teker teker telaffuz etmeye başladık. Bence bu çok net olarak ikinci dalganın başladığının bir göstergesi. Belirtmek istediğim bir diğer husus ise Milli Eğitim Müdürlüğümüz tarafından başlatılan tablet ve internet kampanyası. Ben şahsen katılacağım.” diyerek Eğitimde fırsat eşitsizliğinin ortadan kaldırılması için başlatılan bu kampanyayı şahsen ve gönülden desteklediğini ifade etti.


Kaynak: Haber Merkezi